AŞK MUHABBET VE ŞEFKAT ÜZERİNE   (2) « GÜNDOĞMUŞ HABER

SON DAKİKA

BİZİM SONUMUZ

KÖŞE YAZILARI

BULAMIYORUM

KÖŞE YAZILARI

KAYGILARIMIZ

KÖŞE YAZILARI

AŞK MUHABBET VE ŞEFKAT ÜZERİNE   (2)

Bu haber 03 Ağustos 2018 - 23:45 'de eklendi ve 304 views kez görüntülendi.

“GÜZLE KÖŞKÜNDEN ESİNTİLER.”

AŞK MUHABBET VE ŞEFKAT ÜZERİNE   (2)

Şefkatin bütün çeşitleriyle lâtîf ve nezih olduğunu, aşk ve muhabbetin ise, çok çeşitlerine tenezzül edilmediği fikrine parmak basar.

Şefkatin, aşktan pek geniş olduğu, bir kişinin, şefkat ettiği evlâdı münasebetiyle, bütün yavruları, hattâ bütün canlıları kapsayacak bir şefkate sahip olacağını,  Rahîm isminin ihata ve kapsamına işaret eder.

Aşkın, mahbupla sınırlı kalıp, her yönüyle mahbubu bağlı olduğu gerçeği vardır.  Bir aşıkın mahbubunu yüceltmek ve övmek için başkalarını aşağılayıp hürmeti kırdığı bir vakıadır.

Şefkat hâlistir, karşılık istemez, sâfidir. Hayvanların yavrularına karşı fedakârâne, karşılıksız şefkatleri buna delildir. Aşk ise ücret ister ve karşılık talep eder. Aşkın ağlamaları bir çeşit taleptir, bir ücret istemektir.

Kur’ân’ın en parlağı olan Sûre-i Yusuf’un ve onun en parlak nuru olan Hazret-i Yâkup’un (a.s.) şefkati, ism-i Rahmân ve Rahîm’i gösterir ve şefkat yolu rahmet yolu olduğunu bildirir.

Şefkat öyle bir histir ki; Hz. Ebubekir’in “Ya rabbi vücudumu öyle büyüt ki cehennemi kaplasın ve hiçbir insan oraya girmesin.” Niyazını söylettirmiştir.

Bediüzzaman’a; “Ehl-i imanı dalalet-i mutlakadan kurtarmaya-lüzum olsa-dünyevi hayat gibi,  uhrevi hayatımı da feda etmek bir saadet bilirim; binler dostlarım ve kardeşlerimin Cennete girmeleri için Cehennemi kabul ederim. En şiddetli ve garazla bana zulmeden bâzı fâsık, belki dinsiz zâlimlere hiddet ettiğim halde, değil maddî, belki bedduâ ile de mukabeleden beni o şefkat menediyor.” dedirten de şefkat hissidir.

Şefkati yerli yerinde kullanmak ta çok önemlidir. Yoksa yanlış kullanılan şefkat insana ıztırap verebilir. İnsanın en lâtif, şirin hissi olan şefkat, Onu verenin istediği tarzda olmazsa, çok müthiş bir belâ, bir ayrılık ve çok acı bir musibet olabilir.  Manevi inancın esâsı olan şefkat yüzünden, bir mâsuma zarar gelmemek için, kendisine zulmeden cânilere ilişmemek, hattâ bedduâ bile etmemek gerçek şefkatin en bariz göstergesidir.

İnsandaki şefkat, Allah’ın merhametinin bir cilvesidir.  Elbette rahmetin derecesinden aşmamak ve Hz. Muhammed’in (a.s.m.) tatbik edip vaz ettiği şefkat mertebesinden şaşmamak gerektir. Fıtrata uymayan şefkat taşarsa, o merhamet ve şefkat olmaz. İnsanı dalâlete ve isyana götüren bir ruh ve kalp hastalığına döner.

Şefkat öyle bir histir ki; en zayıf bir canlı olan tavuk; bütün sermayesi kendi hayatını iken onu hiçe sayıp yavrusunu itin ağzından kurtarmak için kafasını ite kaptırır

AŞK VE MUHABBET İSE:

Fıtraten kalbe konulan ebedi muhabbet duygusunun sadece o kalp olmadığını, o aynanın hakiki sahibi olan Allah’ın isimlerinin cilvesine karşı muhabbet olduğunu bilip istismar etmemek gerekir.

“Hâlis muhabbetin, insanın fıtratında ve bütün validelerin kalplerine konulmuş olduğunu ve

hâlis muhabbete tam mânâsıyla annelerin şefkatlerinin olduğunu unutmamak gerekir. Annelerin, o şefkat sırrıyla, evlâtlarına karşı muhabbetlerine bir mükâfat, bir rüşvet istemeyip, talep etmediklerine delil; ruhunu, belki ebedi saadetini onlar için feda etmeleridir.

Muhabbetin ihlâsla bir zerresi, batmanlarla resmî ve ücretli muhabbetten daha değerlidir.

Böyle bir asırda şefkat sırrının hatırı için, idare ve âsâyişe ilişilmemesi ayrı bir üstünlük ve fedakârlıktır.

Kâinatın en mükemmel bir meyvesi olan insanın, kâinatı kapsayacak bir muhabbet, çekirdeği olan kalbine konulmuştur. Böyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemâl sahibi olabilir.

Muhabbette; sevdiğin şeyin, seni tanımaması, Allahaısmarladık demeyip gitmesi, (gençlik ve mal gibi); ya da o muhabbet içinde sana hakaret etme riskinin de olmasını unutmamak gerek.

Asıl muhabbet; rüşvet, ücret, mukabele, mükâfat istemeyen muhabbettir. Çünkü Karşılığında mükâfat, sevap istenilen muhabbet zayıf ve devamsızdır.

Aslında muhabbet, şu kâinatın varlık sebebi, bağı, nuru ve hayatıdır. Müminler arasındaki muhabbet, güzel bir hasene ve sevaptır. O sevap içinde, ahiretin maddi sevabını içine alan manevi bir lezzet, zevk, kalp ferahlığını barındırır. Herkes kalbinde bu zevki hissedebilir.

Bu milletin, bu toplumun ve insanlığın ihtiyacı olan, kurtuluş reçetesi olabilecek bir yol ve tarzın; şefkati ve merhameti dikkate alan, öne çıkaran, sevgi ve muhabbeti tesis edecek bir hayat tarzını eğitimle yerleştirilmesine bağlı olduğunu düşünüyorum.

Gönül ve kalp dünyalarımızda; şefkatin, merhametin, aşk, sevgi ve muhabbetin yer tutup yerleşmesi ümit ve temennisiyle. 12.07.2018 NEJAT EREN GÜZLE GÜNDOĞMUŞ ANTALYA.

Kaynaklar:  (MESNEVİ -İ NURİYE, ZÜHRE, SH. 146), (Kastamonu Lahi:  Sh.48) (LEM’ALAR SH: 362.28.LEM’A.22 NÜKTE)

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.