1xbetbetistsupertotobet
SON DAKİKA
sakarya escort bayansakarya escort bayansakarya escort bayansakarya escort bayansakarya escort bayansakarya escort bayanwebmaster forum

escort bodrum

Maske üretiyorlar

YEREL HABERLER

BA’DE HARABÜL GÜLEVŞEN

Bu haber 23 Mart 2020 - 1:13 'de eklendi ve 154 views kez görüntülendi.

BA’DE HARABÜL GÜLEVŞEN

     Bizans ve Roma döneminden kalma tarihî eserler kuyumcu titizliğiyle, kılı kırk yararcasına itinayla restore edilirken ne yazık ki, Türk-İslâm eserlerine aynı hassasiyet gösterilmemektedir. Bilhassa İslâmcı olduğu iddiasında olan bir siyasî kadronun muktedir olduğu devirde İslâm eserlerinin harabeye dönmesi ayrıca dikkatleri celbetmektedir. Necip Fazıl’ın ‘’Denildi mi bir yerin adına Türk beldesi, Gözüm albayrak arar, kulağım ezan sesi.’’ veciz ifadesinde anlatıldığı üzere cami ve minare Türk beldelerinin alamet-i farikasıdır. Türk-İslâm dönemine ait tarihî eserler Alanya’nın Türk milletine ait olduğunu belgeleyen tapu senetleridir. Türk-İslâm eserlerinin restore edilmesi Alanya’da Türklüğün parlatılıp daha görünür hale gelmesini sağlarken mevzu bahis eserlerin harap olmaya terk edilmesi Türklüğü sönükleştirecektir.

 

     Malumunuz üzere Alanya’nın(Alâiye) Anadolu Selçuklu Devleti’nin kışlık başkenti olma hususiyetini her yerde zikredilir. Buna mukabil Alâiye’nin , Selçuklu’nun yıkılıp Osmanlı’nın Anadolu Türk birliğini kurmasına kadar geçen sürede yani beylikler döneminde bugünkü manada olmasa da bir şehir devleti olduğu unutulmaktadır. Alâiye beyliği 1293 ile 1471 arasında 178 sene Alâiye’yi yönetmiştir. Alâiye’ye Türklük damgasını vurmuşlar ve bu şehri Türk şehri haline getirmişlerdir. İlginçtir ki, Alâiye beyleri Alâiye’yi kaleden değil Çıplaklı’dan (Gülevşen) yönetmişlerdir. İşte bu Gülevşen(Gülefşan) bölgesindeki eserlerin restore edilip gün yüzüne çıkarılması Alâiye’nin Selçuklu’nun kışlık başkenti olmasının yanı sıra iki asra yakın şehir devleti olduğu gerçeğini hatırlatacaktır. Bu durum, Alanya’nın il olma tartışmalarına da tarihin penceresinden ışık tutacaktır. Daha da önemlisi Alanya’ya Türk mührünün sadece kale, kule, tersaneyle vurulmadığını göstererek Alanya’nın bir Türk şehri olduğunu daha belirgin hale getirecektir. Alanya’yı ırkların ülkesi manasına gelen Pamfilya bölgesinin Korakesyon(Coracesium) veya Kalonoros şehri olarak göstermek isteyenleri susturup Alanya’nın Pamfilya yani ‘’Irkların Ülkesi’’ değil Türk ırkının ülkesi olduğunu dosta düşmana gösterecektir.

     Söz konusu tarihî Gülevşen(Gülefşan) şehrinin en önemli Türk eseri Gülevşen(Gülefşan)Camisidir. 1373 tarihinde inşa edilen bu eserin Allah’ın korumasıyla günümüze ulaşan kitabesinde  “Ancak Allah’a ve ahiret gününe inananlar Allah adına mescitler yaparlar. Bunun sahibi ve mâliki ulu emir, ümmetlerin dizginlerini elinde tutan Büyük Hüsrev Yusufzâde Alâüddin oğlu Emir Bedrüddin Mahmud Beydir. Bu mescidi 775 senesinde yaptırdı.” yazmaktadır. Kitabeye göre camiyi 1373 yılında ünlü Kaygusuz Abdal’ın babası Bedrüddin Mahmud Bey ibn-i Alâüddin ibn-i Yusuf yaptırmıştır. Bu cami 20. asrın başlarına kadar ibadete açıktı. Gülevşen bölgesinde cami dışında köşk, çeşme, türbe gibi Türk eserleri de mevcuttur.

     Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Gülevşen camisinin Antalya’nın fethinin 812. yıldönümü hediyesi olarak restore edileceğini vadetmişti. Antalya’nın fethinin (1207) 812. yıldönümü kutlamaları 2019 yılı mart ayında gerçekleşti fakat Vali beyin vaadi gerçekleşmedi. 17 Ekim 2019 tarihinde ise Vali bey yerinde yaptığı incelemeye rağmen restorasyon vaadi gerçekleşmedi. 2020 başında ise caminin Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bedelsiz olarak  tahsisinin yapılarak Büyükşehir tarafından restorasyonun ihalesi yapıldığı ilân edildi. Buna rağmen restorasyon hâlâ başlamadı. Caminin duvarları destekleyici demirlerle korunmaya çalışılıyor. Restorasyon için biraz daha geç kalırsa Gülevşen camisi enkaz haline gelebilir. ‘’Ba’de harab-ül Gülevşen’’ dememek için restorasyona bir an evvel başlanmalı.

     Restorasyon dışında unutulan veya görmezden gelinen restorasyon kadar önemli bir konu daha var ki, o da Gülevşen’in antik kentler gibi sit alanı olarak düzenlenmesi gerektiğidir. Çıplaklı mahallesi günümüzde Alanya’nın yapılaşmanın en revaçta olduğu bölge. Halbuki Gülevşen bölgesinde cami başta olmak üzere köşk, çeşme ve türbe gibi eserlerin etrafı yapılaşmaya açılmamalıydı. Syedra, Leartes gibi Türk hükümranlığı öncesinden kalan antik kentlere gösterilen özen bu bölgeye de gösterilmeliydi. Tarihi eserler ile apartmanlar iç içe olduğu için Gülevşen tarihî şehrinin silüeti de bozuluyor. İhtimaldir ki,  kazı çalışmaları yapılmadığı için Türk-İslâm eserlerinin üzerinde ne yazık ki, apartmanlar yükseliyor ve yükselecek. Tarihi eserler ile apartmanlar iç içe olduğu için Gülevşen tarihî şehrinin silüeti de bozuluyor.

     Cemaatsiz kilise ve sinagogların restorasyonlarında gösterilen itinanın ve cevvalliğin yüzde birinin bile Türk eserlerinin restorasyonunda gösterilmediğini görünce Necip Fazıl’ın başyapıtı olan Sakarya şiirinde geçen ‘’Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!’’ mısrasını tekelerme gibi tekrar etmekten fazlasını yapmalıyız. Eğer yapmazsak Alaaddin Keykubad’ın emaneti olan Türk yurdu Alâiye gerçekten Pamfilya yani ‘’Irklar Ülkesi’’ haline gelecek.

(Bülent Murabıt)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
malatya escortbursa escortantalya escortkonya escortescort izmirizmir escorttürk pornoizmir escortescort izmirbursa escort kızlar