DÜNYA VE AHİRET İÇİN EN ÇOK ARANAN HAL: MUTLULUK

“GÜZLE KÖŞKÜNDEN ESİNTİLER.”

DÜNYA VE AHİRET İÇİN EN ÇOK ARANAN HAL: MUTLULUK

Bu hafta da merhum Rahmetli Zühtü Okur’un hatıralarına ara verelim. Farklı bir konuyu yazalım.

“Mutluluk!” sırlı, anlamlı, hoş, yüce, nazenin ve hayat dolu bir kelime.

Herkesin aramaktan yorulmadığı, zikretmekten bıkmadığı farklı ve derin boyutlu bir ifade.

En çok aranmasına rağmen, tarih boyunca çok az sayıda faniye nasip olan bir sırlı ve esrarlı nimet.

Hiç şüphesiz bu, sırlı, nurlu, hayat dolu nimet ve hal; adına ne dersek diyelim en muhteşem şekilde yaşayan, tatbik eden doya doya sindiren Peygamberlerdir. En başata kâinatın  efendisi Hz. Muhammed (ASM) dır. Yolu, tarzı, şekli, tatbiki ve neticesi de onun yaşadığı hal ve tarzdadır.

Hikâyedir anlatılır: Büyük bir kedi, kendi kuyruğunu kovalayan küçük bir kediye sormuş:

“Neden kuyruğunu kovalıyorsun?”

Yavru kedi cevap vermiş:

“Bir kedi için en güzel şeyin mutluluk, mutluluğun da kuyruğum olduğunu örgendim. Bu nedenle onu kovalıyorum, yakaladığımda mutluluğa ulaşacağım.

Bunun üzerine yaşlı kedi ona şu tavsiyede bulunmuş:

“Gençken, ben de kâinatın problemlerine ilgi duymuş ve mutluluğun kuyruğum olduğuna karar vermiştim. Ama sonunda şunu fark ettim; ne zaman onu kovalasam benden uzaklaşıyor, ne zaman kendi işime baksam hep peşimden geliyor.”

Hayat ve fıtrat işte böyle devam ediyor. Hayatın; çocuklar için ayrı, gençler için ayrı, yaşlılar ve ihtiyarlar için çok ayrı manaları ve anlayışı var.

İnsanoğlu “kendi kafa fenerine” göre giderse başını çok taştan taşa vurur ve öyle devam eder. Ama hayatı gerçek manada kavramak ve doğru istikamette yaşamak isterse; o hayatı verenin koyduğu belli kanun, düstur, prensip ve esaslara uymakla ancak amaçlarına ulaşabilir. Hayattan zevk alır. Mutlu ve bahtiyar olur.

Her şeyde bir esas, asıl, öz ve ana damar vardır. Orijinallik ve fıtrat vardır. Yapışılan şey ve amaçlanan hedef doğrultusunda netice almanın vazgeçilmez şartı da o şeyin fıtratına uygun kullanılmasıdır.

Fıtrattan, asıldan, özden, esastan uzaklaşan insanlığın bugün çektiği çile, ıstırap ve gözyaşı bu yanlışın neticesidir. Hayatın gaye ve amacına ters düşen toplumun çoğunun kabullendiği mevcut yanlış tarz devam ettiği sürece de bu tatminsizlik artarak devam edecek. Gerçek mutluluğa ulaşmakta ta mümkün olamayacaktır.

Bütün dünyada Eğitim sisteminin materyalizmin” etkisi ve hegemonyasındadır. Bu sistemin yetiştirdiği bireylerin ne halde olduğu da bellidir. Bu hal böyle devam ettiği müddetçe gerçek mutluluğa ulaşmak asla mümkün olmayacaktır. Anlatmaya ve “batılı tasvir” etmeye gerek yok. Hiçbir yanlıştan doğru netice çıkmayacağına göre; çıkar olan tek yol kâinatın yaratıcısını tanımak, onun kâinata ve hayata koyduğu nizamı bilip o doğrultuda uygun hareket etmek, doğruları öğrenmek, kabullenmek ve yaşamaktır. Bunun içinde çözüm çocuklarımıza ve gençlerimize evlerimizde “Özel Eğitim” seansları uygulamak ve bu eğitimi devamlı kılmaktır.

İslamiyet’in beşeriyete her konuda getirdiği; tortusuz bir saadet, mutluluk, barış, güzellik, samimiyet, nezaket, nezafet, hamiyet, meşruiyet, hürriyet, adalet, yardım ve kardeşliktir.

“Meşru dairenin keyfe kâfi” olduğu hakikati dört yüz seneden beri tatbik, tavsiye, tecrübe edilmiş ve yaşanmış bir gerçektir.  Öyleyse; saadet, huzur, mutluluk, insanca yaşamak isteyen kim olursa olsun; fıtrat dini olan İslamiyet’e tabi olmalı, ona sarılmalı, onun vaz ettiği hakikatlere gönülden bağlanmalı ve insaniyete lâyık bir haysiyet ve şerefle yaşamalıdır. Aksi takdirde; bütün fertlerdeki, ailelerdeki, toplumlardaki sıkıntı, ıstırabı, ruh darlığı ve stres devam edecektir. Çünkü; “zarara kendi rızasıyla razı olana merhamet edilmez!” düsturu işleyecektir.

Gönül sızısız, iman ve inanç dolu mutlulukları hep birlikte yaşamak ve paylaşmak ümit ve temennisiyle.

 

YORUM ALANI

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.