HİSSEDEREK YAŞAMAK « GÜNDOĞMUŞ HABER

mustafa ceceli mp3 indir - murat boz mp3 indir - sıla mp3 indir - koray avcı mp3 indir - hande yener mp3 indir

SON DAKİKA

ÇANAKKALE ZAFERİ

KÖŞE YAZILARI

ASAYİŞ, YEREL HABERLER

HİSSEDEREK YAŞAMAK

Bu haber 14 Şubat 2018 - 12:13 'de eklendi ve 542 views kez görüntülendi.

 

Açıp gözlerini ‘’MERHABA’’ demelisin.

Önce kendine  sonra çevrene.

Öyle mutsuz olma, kıpırdan, toparlan çabucak bence.

Bilemezsin yeni günde hangi umutlar saklı.

Mesela, bir telaşın olmalı,

Olmasa da, ne fark eder yani.

Aldığın nefesi hisset, hadi nabzını dinle.

Şükür, sebebimiz bu olmalı bu hayatta.

Daha ne olsun, uyanda bir bak,

Her şey hazır yaşamak için.

Öyle değil mi?

Yaradan değer verip,

Bizler için dünyayı düzenlemiş.

FARKET,

HİSSET,

TEBESSÜM ET…

            Bu küçük şiirle başlamak istiyorum yazıma . Her kelimesinde bir anlam yüklü. Bir o kadar sade, yalın ve almasını bilene ince ince işleyen bu satırlar göğsümde kelebekleri uçurmaya yetiyor.

            Hayatın telaşına kapılıp gidiyoruz, hepimiz zaman zaman. Gündelik koşuşturmacalar, bir türlü yetmeyen zaman ve yetişdiremediğimiz işler. Her şeye yetmeye çalışırken unuttuğumuz kendimiz ve ellerimizin arasından usulca kayıp giden ömrümüz.

Mevsimlerden baharmış, badem çiçekleri açmış, papatyalar seviyormuş bizi, deniz alabildiğine maviymiş, rüzgar hafiften okşuyormuş tenimizi, yağmurdan sonra gök kuşağı çıkmış, toprak bağrında sakladığı ne varsa bizim için sermiş ayaklarımızın altına. Uzanabiliyormuşuz gökyüzüne, nefes alabiliyormuşuz. Mış mışız. Muş muşuz… Doğru; Bunlardan bize ne? Yani başımızdaki sevdiklerimizi bile göremez, seslerini duyamaz, dokunamaz olmuşuz yüreklerine. Çünkü herkesin yürekleri buz kesmiş, uzanıp da bir öpücük konduramıyoruz yanaklara. Git gide yabancılaşıyoruz birbirimize. Hayat başımızda bir ırmak gibi akıp gidiyor ve biz kendi gürültümüzden, daldığımız hayat telaşından kafamızı kaldırıp bakamıyoruz bile etrafımıza, sonra bunun adına yaşamak diyoruz.

Hani halk arasında bir söz vardır. Nasılsınız? Diye sorana ‘Nasıl olalım işte yuvarlanıp gidiyoruz’ derler. Oysa ne çok şey gizlidir bu cümlede. ‘Çok iyi değil aslında orta şekerli hayat’ demek gibi bence. Koşturmacalardan  sürekli bir yerlere bir şeylere yetişmeye ve çalışmaktan hayatı kaçırıyoruz aslında. Söyleyin bana! Nereye bu yolculuk! Bu acele niye! Kim ne götürmüş ki, biz götürelim bu hayattan.

            Diyeceğim o ki dostlar bazen boş vermek gerekir her şeyi, gündelik telaşları, rutine binen işleri, üzüntüleri, sıkıntıları, acıları bir kenara bırakıp nadasa çekilmek lazım. Ruhumuzu tazeleyip, sıkıştığı yerden kurtarıp özgür bırakmalıyız. Hayata niye geldiğimizi, yaşam amacımızın ne olduğunu gözden geçirip,  fazlalıklarımızdan arınıp, önceliklerimizin farkına varıp, hafiflemiş bir ruh ve beden ile yola devam etmeliyiz.

            Hani nefes alamadığımız zamanlar vardır ya göğsümüzün sıkıştığı, işte öyle anlarda tamda son bir nefes kalmışken almaya mecalimizin bile kalmadığı, oracıkta bırakmak gerek her şeyi. Erteleyip bütün hayatı alıp başımızı gitmek gerek bir pınar başına. Uzanıp yemyeşil çimenlerin üstüne derin bir nefes almak lazım. Ruhumuza şifa olurcasına masmavi gökyüzüne bakmak, karanlıktan ışığı sönmüş gözlerimize doldurmak lazım en derin mavilikleri ve o maviliğin iliklerimize kadar işleyen huzurunu. Her ne ise seni mutlu eden git onu yap. Mesela; sabahın erken saatlerinde kekik kokan dağların arkalarından güneşin doğuşunu görmeye git. Gecenin tam orta yerinde otur ve yıldızlarla dolu gökyüzünü seyret. Git ağaçlarla, kayalarla, kır çiçekleriyle dost ol ve kimseye anlatamadıklarını paylaş ve bırak sırdaşın olsun evren. Git bir ırmağın yanına uzan ve o ırmağın nazlı nazlı akışını izle. Bir kelebeği izle usulca, bir arının fıtratını izle, bir çiçeğin rüzgarla dansına şahit ol. Evrenin huzurla akışına nasıl teslim olduğunu hisset ve kendini bu kadar pervasızca savurmanın anlamsız olduğunu, ‘’SAVAŞMAYA’’ değil ‘’YAŞAMAYA’’ geldiğini anla ve iç sesine kulak ver.

            İşte o vakit maddi hayatın gürültüsünden duyamadığımız, derinlerde bir yerde iç sesimizin bize fısıldadıklarını hissedince daha bir anlamlı hale gelecek yaşamak.

‘’Kazandık zannederken aslında ne çok şey kaybettiğimizin farkına varacağız…’’

Bize verilmiş olan RUHUN, BEDENİN, SEVDİKLERİMİZİN ve EVRENİN kıymetini bilerek.

HOŞÇAKALIN… Haftaya görüşmek üzere. (Zehra YILDIRIM)

zehrayildirim0789@hotmail.com

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.