MÜSTAKİM OLMAK (HAYAT BOYU DOSDOĞRU YAŞAMAK) « GÜNDOĞMUŞ HABER

mustafa ceceli mp3 indir - murat boz mp3 indir - sıla mp3 indir - koray avcı mp3 indir - hande yener mp3 indir

SON DAKİKA

Hedef 60 bin

YEREL HABERLER

MÜSTAKİM OLMAK (HAYAT BOYU DOSDOĞRU YAŞAMAK)

Bu haber 13 Eylül 2018 - 23:56 'de eklendi ve 252 views kez görüntülendi.

MÜSTAKİM OLMAK (HAYAT BOYU DOSDOĞRU YAŞAMAK)

Kıymetli Okurlarımız!

Bu haftaki makalemizde dinimizin bizden her daim istediği doğru yaşamak yani hayatının her anını emredildiği gibi sapmadan gevşeklik göstermeden Mümince yaşamasından bahsedelim istedik. Günümüzdeki en büyük sıkıntılardan birisi sözü özü bir Müslüman’a az rastlanır olmasıdır. Menfaati uğruna yalan söyleyen sözünde doğru gibi görünen fakat bu doğruluğunu yaşantısında göremediğimiz Müslümanların azımsanmayacak kadar çok olmasıdır.Bu da İslam toplumu adına büyük sıkıntıdır.

Zor iştir müstakim olmak. Müstakim yani dosdoğru yaşamak dinî bakımdan Allah’tan bizi tevhîd üzere bulundurmasını “elest bezmi”nde (Ruhlar âleminde)  verilen ahde bağlı kalmamızı sağlamasını, koyduğu sınırları korumayı nâsîb etmesini istemektir.

İstikamet zor iştir. Çünkü istikamet alışkanlıkları aşmak; âdet ve suretlerin dışına çıkmak, hakikî bir sadakat duygusuyla Hakk’ın huzurunda durmaktır. Bunun için Allah Rasulü:”Her ne kadar tam olarak yerine getiremeseniz bile istikamet üzere olun.” Buyurmaktadır.

İstikamet, ihlâs sınırları içinde aşırılıktan uzak, sünnet çizgisine uygun bir biçimde yaşamaktır. Bu tür bir istikamette amel ve aksiyon vardır.

İstikamet herşeyin kendisiyle tam olduğu, kemal bulduğu bir derecedir. Her türlü hayrın meydana gelmesi istikametle mümkündür. Sözünde, özünde, işinde ve halinde istikamet üzere olmayanın gayretinin boşa gideceğini Allah şu ayet-i kerime ile temsilî olarak: “İpliği güzel bir şekilde eğirdikten sonra bozan kadın gibi olmayın!” (en-Nahl, 16/92) diye anlatır.

İstikameti hayatın bir parçası, ibadet ve tâatın mihenk taşı haline getirenlere iki ayrı sûrede, birbirine yakın ifade ve lafızlarla iltifatlarda bulunulmaktadır:

“Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra istikamet üzere devam edenlere melekler ölümleri anında: “Korkmayınız, üzülmeyiniz size vaad olunan cennete sevininiz.” diyeceklerdir.” (Fussilet, 41/30)

“Doğrusu Rabbimiz Allah’tır deyip de istikamet üzere gidenlere korku yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir. Onlar cennet ehlidir. İşlediklerine karşılık olarak orada ebedi kalacaklardır.” (el-Ahkaf, 46/13-14)

Her iki ayette de istikamet ehli insanların korku ve hüzünden korunmuş oldukları haber verilmektedir.

İnsanoğlu hayat yolunda kendine talim edilen kuralları uygularken içten ve dıştan birtakım baskılarla karşılaşır. İçten gelen baskıların başında nefs vardır. Nefs daima “ben” merkezli düşünmeyi ve her meselede “ben”i öne çıkarmayı telkin eder. Dolayısıyla insan çıkar ilişkileriyle nefsani isteklerinde bu baskıyı fazlaca hisseder. Nefsani isteklerin başında şehvet, makam sahibi olma ve şöhret gibi zaaflar gelmektedir. Bastırılmış halde bulunan ve kontrol altında tutulan bu nefsani duygular, insanın mal ve makamla sınandığı zamanlarda; ya da bir başka ifade ile zengin olduğu veya kendisine idari bir takım tasarruflar sağlayan makam verildiğinde kuvvetle ortaya çıkmaktadır.

Önceleri haram helâle dikkat eden insanların çoğunun bu tür varlık ve genişlik zamanlarında hemen dizleri titremeye başlıyor, dava ve idealler unutuluyor. Kazanmak; çeşme akarken kovayı doldurmak hırsı öne çıkıyor. Önceleri adını duyduğunda yüzünün kızardığı pek çok şey adeta meşru hale gelmeye başlıyor. İşlediği haramlar onu utandırmıyor yüzünü kızartmıyor.

Nefsin çirkinliklerinin en korkuncu, yaptığı kötülükleri savunur hale gelmesidir. Gerçekten insanoğlu harama bulaştıkça ona karşı olan tiksintisi azalmakta; hatta haram zamanla hoşa gider hale gelmektedir.

İnsanlarımızın para ve makam işlerinde olduğu kadar, karşı cinse ilgi noktasındaki sapmaları da istikametin önemini ve zorluğunu gözler önüne sermektedir. Konulan sınırları aşan ilişkiler, sonuçta dünya ve ahiret saadetini gölgeleyecek çirkin boyutlara ulaşabilmektedir.

Gıybeti terk etmek sözdeki istikamet, bidatten uzaklaşmak fiildeki istikamet, gevşekliği bırakmak ameldeki istikamettir.

Bütün güzellikler istikametle mükemmele ulaşır. O olmayınca bütün güzellikler çirkinleşir.

Kıymetli Okuyucularımız!

Rabbim hiçbir zaman bizi istikametten ayırmasın.Haramları basit görüp onunla meşgul olanlardan eylemesin.Başka bir sayıda buluşmak dileği ile Allah’a emanet olunuz.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sperrmüll Berlin